Öyle bir andı ki.



Öyle bir andı ki ne soğuk bildi küçük yüreğim ne de ölüm. Ansızın bitti sanki hayat, ansızın süzülürken uçmayı bıraktı martılar, ansızın hissizleşti ruhum. Öyle bir andı ki gerçekler sert bir tokat gibi çarparken yüzüme, aynı zamanda hislerimi ve benliğimi de söküp aldı. Kalbimin derinlerinde yetişen umut fidanı aniden uçup toz oldu. Öyle bir andı ki, gökkuşağınn yedi rengi kendini siyah ve beyaza bıraktı. Öyle bir andı ki, atmosferdeki tüm oksijen çekildi ve nefesim daraldı. Kendimi hayattan koparılmış hissettim o an, tüm yaşanmışlığım elimden aldındı. Bunu yapan yalnızca kolayca dile getirilen acımasız gerçeklerdi. Kimsenin bundan sonra olacaklardan haberi yokken fırtına ncesi sessizlik gibi geldi. Bilmezken kimse acının gerçek yüzünü bir anda ortaya serdi. Söyleyip kurtulmak isterken insanlar, olacaklardan habersiz davrandılar. Tek bir kelimenin bile yıkım etkisi yaratacağını bilmeden yol aldılar. Bilmediler dalgayala batacak gemileri, bilmediler dengesini yitirecek kuleleri, bilmediler parça parça yere dökülecek güvenleri, bilmediler. Yalnızca çekip aldılar ellerimizden herşeyi. Bizi düşünmeden, zerre önemsemeden, bildiklerini okudular ama... Bilmediler değerimizi, bilmediler bildiklerimizi, bilmediler...


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.