Bilmiyorlardı.


Ne çok savaş verdim biliyormusunuz? Ne çok göz yaşı döktüm? Ne çok uykusuz kaldım geceleri, ağladım,bağırdım, çığlık atıp yerlerde yattım ama kimsecikler duymadı, görmediler, bilmediler. Benim hangi acılarla yaralandığımı, benim içimde nasıl boğulduğumu, nasıl için için parçalara ayrıldığımı hiç kimse bilmiyordu. Zamanında yanımda olmayanlar arkamdan atıp tutarken, ben şu anın yakıcı acısıyla göz pınarlarımın nasıl kuruduğunu, nasıl akmak bilmeyen göz yaşlarımla onları dinlediğimi bilmiyorlardı. Hiç bir şey ama hiç bir şey bilmiyorlardı. Aylar, yıllar öncesinde selden farksız akan o damlalar şuan yerini kuraklığa, sertliğe, olgunluğa bırakmışken altında yatanları bilmiyorlardı. Uyurken kabuslara hapsolup kan ter içinde uyandığım bilmiyorlardı. Onlar kavga gürültüyle etrafta dolaşırken benim suskunluğumun altındaki fırtınaları bilmiyorlardı. Gülümserken ne kadar zorlandığımı, gözlerimin içinin yandığını bilmiyorlardı. Daha nicelerini bile bilmiyorlardı. Oysaki en hafif bir çizikte bile " ne hissettiğini biliyorum, ne kadar acıdığını biliyorum" derken aslında hiç bir şey bilmiyorlardı. Bildiklerini sandıkları onca şeyden zerre haberleri yoktu. Gelip de " nasılsın? " diye sorduklarında yalandan kestirip attiğım her kelimesine inanıyorlardı ama bilmiyorlardı, hiç bir şey bilmiyorlardı. Söylemeye her yeltendiğimde vazgeçişimi bilmiyorlardı. Anlamaları için kelimeleri seçerken ne kadar çabaladığımı bilmiyorlardı. Bir çok kişinin derdine derman olurken kendi yaramı bir kez daha deştiğimi bilmiyorlardı. Ama her şeye rağmen sustum. Bağırmak onlara bilmediklerini yüzlerine vurmak yerine sustum, içime attım. Her defasında sakladım. Ne zaman dolup taşacağımı bilmeden hepsini gizledim onlardan çünkü biliyordum anlatsamda sadece gülerek geçeceklerini biliyordum. İşte bu yüzden sustum. Susarken göz yaşlarım tükendi, benliğim sertleşti, gülüşüm silindi, duvarlar örüldü ruhumda, kalbim kendini hapsetti o küçucük göğüs kafesime ama yine bilmiyorlardı. Bunlar olurken bilmiyorlardı. Ama bir tek bildikleri vardı; yıkmak. İşte tek bilip uyguladıkları, hiç kaçınmadan zevkle yaptıkları tek şeydi bu. Yıkmak. Bununla hareket ettiler, bununla hamle yaptılar. Sonunu, olacakları, yaşatacakları, yaşanacakları bilmeden yıktılar. Hiç bir zaman farkına varmayacaklar, hiç bir zaman bilmeyecekler, hiç bir zamzn merak etmeyecekler sadece yıkıp gececekler. Hep yaptıkları gibi sadece yıkıp üstünden geçecekler...


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.